www.meydan44.com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Kızlarım Terörist Gibi Muamele Gördü

26 Mart 2013, 00:32

  28 Şubat sürecinde üç kızıyla birlikte idamla yargılanan Hüda Kaya, 28 Şubat Post-modern darbesinin ahlaksız bir şekilde kadınlar üzerinden bir ayrıma tabi tutularak yapıldığını söyledi. "YAZIMDAN DOLAYI CEZA ALDIM"

28 Şubat sürecinde üç kızıyla birlikte idamla yargılanan Hüda Kaya,‘‘Başörtüsü yasağına muhalefet ettiği 1997 yılında "Ulusal Heyecan Gecesi ve Başörtüsü" isimli yazımdan dolayı 312. maddeden 20 ay hapis cezası aldım ve Malatya E Tipi Cezaevi′ne hapsedildim. Daha sonra cezam onanınca yatmak üzere serbest bırakıldım.’’dedi.

" TERÖRLE MÜCADELE ŞUBESİ'NDE SORGULANDIK "

1999'da İnönü Üniversitesi'nde başörtüsü yasağı sebebiyle derslere alınmayan üniversiteli öğrencilerin yürüyüşlerine ailece destek veren imam hatip liseli 3 kızının da okullarından atılarak Malatya Terörle Mücadele Şubesi'nde sorgulandığını söyleyen Kaya, "Başörtüsü eylemlerine katılan kızlarım, terörist gibi muamele gördü. "şeklinde konuştu.

"YANIMA GELDİĞİNDE PARDÖSÜSÜ KAN İÇİNDEYDİ"

Kaya kızlarından İntisar’ın o dönemde Malatya Terörle Mücadele Şubesi'ndeki sorgusunda başörtüsünün çıkartılması istenerek şube komiseri tarafından dayak yediğini ileri sürerek, ‘‘Yanıma geldiğinde pardösüsü kan içindeydi ve arkadaşlarıyla beraber elleri ve gözleri bağlı olarak hücrelerde tutulmuşlardı’’ifadesinde bulundu.

"KOĞUŞTA ALLAH’A SIĞINDIK VE DUA EDİP DURDUK"

‘28 Şubat sürecinde Türkiye'de insanların özgürlüğünü çalışma ve eğitim haklarını kısıtlayanların hesaplarının görüldüğünü görmek istiyoruz’ diyen Kaya,‘‘Başörtülü gençlere kızlarımla birlikte destek verdiğimiz için Malatya E Tipi Cezaevine hapsedildik. Ben ve kızlarımın dahil olduğu 51 kişi hakkında(Toplasmda 75 kişi olup 51'i hakkında idam cezası istenirken 24'ü hakkında da 5 ile 15 yıl arasında değişen ağır hapis cezası talep edildi) Malatya 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) idam davası açıldığını koğuşa getirilen günlük gazetelerden öğrendik. Koğuşta da Allah’a sığındık ve dua edip durduk.Koğuşta Kuran-ı Kerim’i okumayı bilmeyen kardeşlerimize okumayı öğretme gayreti içerisinde bulunduk. Biz koğuşlarımızda da cemaatle namaz kıldık.Gardiyanlar bizim sessiz olduğumuzu fark ettiklerinde bakıyorlar biz namaz kılıyoruz hemen sayıma geçiyorlardı’’dedi.

"AVUKATLAR MAHKEME SALONUNA ALINMADI"

Yargılamaların devam ettiği dönemde İngiltere kraliyet avukatları ile Birleşmiş Milletler’den avukatların davayı izlemek için geldiğini söyleyen Kaya, “Selam Gazetesi o günlerde davamıza çok destek verdi. İngiltere’den gelen avukatları hakim mahkeme salonuna koydurmadı.’’dedi.

"GERÇEKTEN ZULMEDENLER YARGILANMALIDIR"

28 Şubat yargılamalarının kesinlikle olması gerektiğini kaydeden Hüda Kaya,‘‘Toplum geçmişiyle yüzleşmelidir.28 Şubat sürecinde mağdur olanların mağduriyetleri giderilmelidir.Artık hesaplar görülmeli,gerçekten zulmedenler yargılanmalı ve hakkettikleri cezaya çarptırılmalı ki toplumda adalet hakim olabilsin’’ifadesinde bulundu.

Diğer yandan Hüda Kaya’nın kızı İntisar’ın 1999 yılında yazmış olduğu mektup ise şöyleydi:

‘‘Ben İntisar Saatçioğlu, annem Huda Kaya, ablam Nurulhak ve kardeşim Nurcihanla birlikte 146. maddeden yargılanıyoruz. Suçumuz, malum!...Bizler burada davaların en güzeli ile şereflenirken, hayatımızı, davamızı Allah yoluna adamanın hazzını yaşarken, bizim pasifleşeceğimizi, yılacağımızı sananlar yanılgıya düşerler.Ben,diğer dört kardeşimle beraber küçüklüğümüzden beri, her şehidle dirildik. Cihad aşkımız, şehadet arzumuz gökleri doldurur oluyordu, yine öyle. Şükürler olsun ki bizler de biraz olsun şehidliğe yakınlaşabilmişiz.

Annemle, idam talebi ile dava açıldığını duyduktan sonra, ailece bulunduğumuz durumun kritiğini yaparken, içimdeki coşku ile dilimden, bir marştan duyduğum şu mısralar döküldü:

"... Ölümlere gülümsemek ne güzeldir anne Gençliğinin baharında Ne güzeldir kavgalara kuşanmak Umursamaz bir çocuk edasıyla... "Evet gerçekten de öyle. Bunu, gerçekten "şehadet" için yüreği yananlar anlayabilirler. Biz Müslümanlar için dünya nedir? Nereye kadar ve ne için? bu soruları cevaplamak isteyen biri var mı? "Tahsil hayatları mahvoldu!.. " diyenler, siz hiç mi hiç üzülmeyin. Ben hayatımda yapabileceğim en güzel tahsili yapıyorum.

Biz, idam talebi ile dava açıldığını duyduğumuz zaman, yine başörtüsü davasından burada bulunan 28 bayan da vardı. Annem: "Kızlar! koşun müjde, bilin bakalım ne oldu?" deyince herkes başına toplandı. Annem elindeki gazeteyi göstererek: "Hakkımızda idam istiyorlar" deyince, biz hariç bütün koğuş çığlık atmıştı. Bu durum karşısında gülmüştük. Hemen gazeteyi alıp okuduk. Suçladıkları iddianameye hala gülerim.Annemin taktığı siyah güneş gözlüğünden kararacaksa bu ülke, Nurcihan'ın çaldığı iddia edilen ıslıkla bir nefeste uçup gitme korkusu yaşıyorsa bu ülke, bu devlet, varsın gerisini kendileri düşünsünler. Hem size bir itirafta bulunayım; kardeşim Nurcihan ıslık çalmayı bile bilmiyor. Bu durum karşısında O'na hemen ıslık çalma çalışmaları başlatmamız gerekiyor herhalde!..Bizler küçüklüğümüzden beri, tek hedefimiz, tek idealimiz olan "şehidlik mertebesi'ne bu yaşta bu kadar yaklaşmışsak şükürler olsun. Bizler için asla bir okul, mertebe, koltuk, makam hedef olmadı. Her zaman için dualarımızda: "Allah'ım senin yolunun takipçileri eyle bizi, yolunda ayağımızı sabit kıl." diye dua etmişizdir. Annemin de: "Evlatlarının hepsini şehadet şerbetinle şereflendir" diye dua ettiğine çoğu kez şahit olmuşumdur. Allah dualanmızı kabul eylesin.

Evimizin her köşesinde, şehadetle şereflenmiş olan abilerimizin resimleri vardır. Biz elimize geçen her şehid abimizin resmini, dualarımızla, ahdimizle, andımızla odamızın duvarını çiçeklerle süslüyormuş gibi, hepsini en güzel yere asmanın kavgasını yapmışızdır. Ve herkesin ideali olan, hayatımıza örnek seçtiğimiz şehid vardır. Ablam ve annem, Metin Yüksel ve Seyyid Kutub'u; Nurcihan Selami Yurdan'ı, ben de Halid el-İslambuli'yi daha bir farklı seviyorduk. Evimizde defalarca Metin Yüksel'i, Seyyid Kutub'u, Malcolm X'i Selami Yurdan'ı, Bilal Yaldızcıyı ve Halid el-islambuli'yi sahiplenme kavgaları çıkmıştır.

Ben defalarca Halid el-İslambuli'yi rüyamda gördüm. Ve özellikle 9 yaşımda gördüğüm rüyam, cezaevinde bulunduğum günden beri hiç aklımdan çıkmaz. Annem idam haberini söylediği zaman, kulaklarımda sanki o ses yankılanıyordu. O anda sanki bu dünyadan tamemen sıyrılmıştım. Gözlerim anneme bakıyordu ama beynimde rüyam bir film şeridi gibi yenileniyor, Halici İslambuli'nin rüyamda bana söylediği o sözler kulaklarımda yankılanıyordu.Rüyamda büyük bir stadın ortasında darağacı var, Halid İslambuli'yi şehid edeceklermiş. Bütün stad hüzünlü insanlarla dolu. Ben de oradayım, arkamdaki stad kapışı açılıyor, yanındaki askerlerle, beyazlar içinde Halid el-İslambuli içeri giriyor. Gözlerini bütün stadın üzerinde gezdirdikten sonra, bana bakıyor ve yanıma geliyor. Zincirli elleriyle başımı okşuyor ve kulağıma şunları fısıldıyor:"Benim silahımın mirasçısı olur musun?"

O anki kalp çarpıntımı, sevincime, coşku ve minnettarlığımı anlatamam. Yüreğime sığmaz oluyor o anki mutluluğum, ama sonra birdenbire içim burkuluyor, kafamı önüme eğiyorum; "Ben yapamam ki" diyorum. Bana gülüyor, elini omzumun üzerine koyup; "istersen olur, buna inan. Söz veriyor musun?" diyor. O an içimde büyük bir savaş. Tek endişem "Ya yapamazsam" oluyor. Gözleri parıldıyordu ve gülüyordu. "Hadi İntisar söz ver!" diyordu. Şükür olsun ki söz verdim. Bütün kalbimle Allah'a güveniyor ve canım pahasına bu sözü veriyordum. Benim başımı teşekkür ederek okşadı ve stadın ortasındaki darağıcına doğru gitti. Hayatımı etkileyen bu rüya, Halid el- İslambuli 'nin boynuna ip geçirildikten sonra benim gözlerimin içine bakarak gülümsemesiyle bitti. Biraz olsun sözümde durabiliyorumdur inşaallah.Alimlerin alimi Seyyid Kutub darağıcına giderken, tek bir cümleyle hayatının kurtulacağını biliyordu. O anda "Davamdan vazgeçiyorum" deseydi, hayatı bağışlanacak ve devlet tarafından en güzel imkanlar sağlanacaktı. O bu dünyanın bir hiç olduğunu biliyordu. Kabul etmedi.Bu gün ise "Biz daha yararlı mücadele ederiz" diye taviz verenler ne kadar da çok!.. Halbuki bilmez misiniz bizler bir ölür bin diriliriz.Sözlerime, annemin dilinden sıkça

duyduğum şu mısralarla son veriyorum:"Ölüm beni ne yatakta ne kazada bulsun isterim ki ölüm beni bir kutlu eylemde bulsun."Rabbim tüm mü'minlerin yardımcısıdır. Selam ve dua ile...’’

 http://twitter.com/HudaKaya    * Hüda Kaya   *   huda.kaya777@gmail.com


Bu haber 282 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YAZARLAR
Ali Yiğit Ali Yiğit
HACI UĞUR POLAT / FIRAT'A İNMEK...
Şevket B.Büyük Şevket B.Büyük
“Başıboş” / (Necip Fazıl Kısakürek)
Lütfi Caner Lütfi Caner
PÜTÜRGE HALKI BÜYÜK HARİTAYI GÖRDÜ
Ziya Gündüz Ziya Gündüz
İSLAM YOK, BİRÇOK İSLAM VAR !
Nilüfer Aktaş Nilüfer Aktaş
İMBİKTEN sızANLARMIŞ
Esra Erat Esra Erat
Kur'an'ın Çizdiği Sınırlar Hayatımızı Güzelleştirir
Levent Köksal Levent Köksal
ALTIN GOL
Sema Maraşlı Sema Maraşlı
Çiğ Gelip Çiğ Gitmek
Raziye Sağlam Raziye Sağlam
SEVDA'NIN HİKÂYESİ
Necip Cengil Necip Cengil
SEÇİMLER
Hakkı Yiğit Hakkı Yiğit
DÜNYA NECAŞİ’LERE GEBE
Ramazan Keskin Ramazan Keskin
17 YIL SONRA 28 ŞUBAT...
Aslan Tektaş Aslan Tektaş
Darende ortak akıl heyeti
Alişan Hayırlı Alişan Hayırlı
Hangi Ahmet?
Mehmet Çelen Mehmet Çelen
Hüseyin Hocam/Hafız Hüseyin
R. Agah Çelebi R. Agah Çelebi
ÖLÜRMÜSÜN ÖLDÜRÜR MÜSÜN?

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

MALATYA'NIN SESİ www.meydan44.com 2011-2013
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi