www.meydan44.com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Kuran’da Başörtüsü Var mıdır? Makyaj Yapmak Günah mı?

Kuran’da Başörtüsü Var mıdır? Makyaj Yapmak Günah mı?

Tarih 21 Eylül 2013, 18:37 Editör editör

Yazar: Bekir Canbay

 Dini Konular ve Fıkıh Köşesi
 
Tesettür

Zamanımızdaki bazı sözde alimlerin şaşkınlığı ve münafıkların Kur’an’a kasten yanlış mana vermeleri hususunda Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:

-“Şu üç şeyden korkuyorum: Âlimin sürçmesi, Münafıkların Kur’an böyle diyor diyerek tartışmaya girişmesi, Kaderin inkâr edilmesi.” (Taberani)

Peygamber Efendimizin bu hadisi şerifleri, bugün; “Kur’an’da başörtüsü yok” diyerek küfre girenlerin hallerini en bariz bir ifadeyle açığa kavuşturmaktadır. Oysa ki Kur’an’da çok açık bir ifade ile başörtüsünün Allah’ın emri olduğu şu ayeti kerimede belirtilmektedir:

Allahu Teala Kur’an’da başörtüsü konusunda buyuruyor ki :
Vel-yedribne bi-Humurihinne alâ cuyûbihinne” mealen: “O mü’mine kadınlara söyle baş örtülerini yakalarının üzerlerine kadar örtsünler”( Nur S. Ayet:31)
   Başörtüsü inkârcılığı yapanların; “Kur’an’da başörtüsü yoktur. ” sözlerinin mesnetsiz olduğunu, yukarıda belirtilen ayeti kerimede geçen “ Humur ” kelimesinin anlamının bütün ehl-i sünnet alimlerinin tercümelerinde ve tefsirlerinde ve arabça sözlüklerde “başörtüleri “olarak geçmekte olduğunu belirtelim. Humurun tekili ise, hımar=başörtüsü demektir. Not Hımarın başında bulunan H Türkçe olmayan noktalı Ha’dır.
     Bu ayeti kerime bizlere, kadınların Allah’ın örtünme emrini uyguladıkları takdirde, bir çok rahatsız edici durumlardan kurtulabileceklerini haber vermektedir. Bir başka ayette;
-“ Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle (evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp eziyet edilmemelerine en elverişli olandır.”
( Ahzab suresi ayet: 59)
     Örtünme Allah’ın emridir. Bunu tartışanlar yani; inkâr edenler; “Biz Allah’a inanıyoruz” deseler de  Müslüman değildir. Örtünmek farzdır. Örtünmenin farz olduğunu inkar etmeden açık gezinenler Müslümandır ama günahkâr Müslümandır. Küfre girenler ise örtünmeyi hakir görüp inkâr edenlerdir. Bu tür kimselere karşı mesafeli olmak Allah’ın rızasına daha uygundur. Müminler ancak; Allah’ın rızasına önem verir. İnkarcıların kınamalarının asla bir değeri yoktur. Başörtüsü kadının güzelliğine gölge getirmez. Bilakis onu daha da saygın ve daha güzel kılar. Bir kadın Allah rızası için başını örter ve tesettüre riayet ederse, 24 saat bir ömür boyu ona farz sevabı yazılır.

     Makyaj Yapmak Günah mıdır?
Kadınların eşlerine karşı ifrata kaçmadan süslenmeleri günah değildir. Makyaj konusunda  esas olan sadelik ve temizliktir. Abdest suyu cildin en güzel dostudur. O makyaj malzemeleri. Ne olduğu belli olmayan o kimyasal maddeler.. Her gün yüzlerce TL ödeyerek tertemiz yüzleri kirleten o maddeler, ciltleri daha çabuk yaşlandırmaktan başka neye yaramaktadır?  Nice anneler vardır ki 70-80 yaşlarında oldukları halde 55- 60 yaşındaki makyajlılardan ciltleri daha temiz ve düzgündür. Kadınlar ancak eşlerine karşı süslenmesi gerekirken günümüzün kadınları, eşlerine değil de başkalarına karşı süslenmektedirler. Bu da şeytanı mutlu etmektedir. Erkek ve kadınlar toplum içinde sade ve temiz olmalı kadınlar ise güzelliklerini kocalarına saklamalıdır.

     Hepimiz bu dünyaya Allah’a kulluk yapmak için gönderildik. Bu dünyanın süsü de, güzelliği de çok çabuk geçmektedir. Gençlik bir göz açıp kapayana kadar geçip gitmektedir.  Akıllı olan bir kimse bu faniliğin farkına varıp dünyanın aldatıcı cazibesine kapılmaz.  Allah’ın helal kıldıkları şeyler haramlardan çok çok daha fazla ve çok çok daha yararlıdır. Sizleri müstesna tutarak derim ki; günümüz insanlarının bir çoğu zararlı ve pis olan haram şeylere çok büyük paralar ödeyerek cehennemi satın alıyorlar. Yani cehennem çok pahalıya maloluyor dersek mübalağa olmaz.
   
İNSANIN İÇİNDEKİ İÇ MÜCADELE
İnsanın içinde bir nefis ve bir de ruh vardır ki ikisinin aşkı da birbirine zıttır. Bunların her biri diğerini kendi tarafına çekmek ister.
    Nefsin ruhla mücadelesi, ruhun nefsi yüce mertebe mutmeinne makamına yani; evliyalık derecesine yükseltmesine kadar sürer ve nefis orada Allah’ın nurunun güzelliğini gördüğünde Allah’a sonsuz bir aşkla aşık olur ve dinsiz olan nefis dört dörtlük Müslüman oluverir de olumsuz yöndeki iç muhalefet biter…
Ruhun nefisle mücadelesi ise, nefsin ruhu aşağıların aşağısı olan firavunluk derecesine düşürünceye kadar devam eder. Ruh aşağıların aşağısına düştüğünde ise bir daha asla iflah olmaz ve kalp mühürlenir ve tam bir firavunluk çukuruna düşüverir. O vakit ise, içerideki olumlu muhalefet biter. Artık o kimsenin içinde iman ışığı asla yanmaz.
    Nefis hep aşağılık şeylere aşıktır ve aşağılıklara eğilimlidir. Ondan dolayı hep kötülüğü ister. Ruh ise, Allah’a sevdalı olduğu için hep yükseklere ağmak ister. Bu sebepledir ki ruh, Rabbinin rızasını gerektiren işleri yapmak ister çünkü ondan beslenir. İnsan bu ikisinden hangisinin isteğini yerine getirirse o beslenir diğeri cılızlaşır. Sürekli nefsin isteğini yapanların nefisleri firavunlaşır ve hiç bir iyiliği kabul etmeyecek hale gelir. Artık o kimseye ibadetleri yapmak olabildiğince ağır gelir. Sürekli nefsin isteklerini yapanın nefsi, Allah’ı inkar etme çukuruna düşer ve sonsuza dek oradan bir daha asla çıkamaz.
     Eğer ki insan ruhun istekleri olan Allah’ın rızasını gerektiren işleri yaparsa ruh güçlenir ve nefis cılızlaşır. Kul artık yaptığı ibadetlerden zevk almaya başlar ve ibadetleri yapmak zevk haline gelir. Kalbe ilahi ışık bir kez girdi mi orada gerçek Allah aşkı başlar ki diğer sevdalar ışıkken gölgeye döner. Daha önce var olan iç kargaşa yerini iç barış denilen sonsuz huzura terk eder…
Hak gelir batıl zaile düşer. *  Ağustos 10, 2013 -  Yazar: 0 | GÜNCEL YAZILAR


ÇAĞDAŞLIK,  ÖRTÜNMEK ve CAZİBEYİ KAYBETMEK

Allahu Teala Nur Suresi 30 ve 31. ayetlerde buyurdu ki, mealen: “Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırızlarını korusunlar(zina etmesinler).” Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar, ırızını korusunlar(zina etmesinler). “Kendiliğinden görünenler dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine kadar indirsinler.”
Örtünmek emri, Allahu Teala’nın mü’mine kullarına bir lutfu ve rahmetidir… Evet Bir sıkıntı değil, Allah’ın bir lutfu ve merhametinin gereğidir… Çünkü açıkta kalan ve sürekli kendisine bakılan şey,  bir süre sonra çekiciliğini yani cazibesini kaybeder ve göz doyuma ulaştğığı her şeyi terkeder. Bu durumun sonunda da insanın nefsi başka arayışlara girer. Bu arayışların sonu gelmeyince kişi farkında olmadan felaketlere sürüklenir. Bu ve bunun benzerleri felaketlere düşmemizi istemeyen Allah(c.c.), mü’min ve mü’mine kullarına acıyarak örtünmeyi emretmiştir.   “Kadınlara sıkıntı veren şey nasıl lutuf olur?” denirse, Bunun cevabı büyük alim ve veli İmam-ı Rabbani Hazretlerinin(Allah O’nun ruhunun kudsiyetini artırsın), şu ifadesi ile verilmiş olunur: “Hiçbir şeye muhtaç olmayan Allahu Teala, kullarının ibadetlerine de muhtaç değildir. Buna rağmen O, kullarına bir lutuf ve ikram olarak emir ve yasaklar koymuştur. Her kim bu emirleri uygular, yasaklardan kaçınırsa, ahirette, bu vesile ile o kullara sonsuz lutuf ve ikramlarda bulunacağını vaad etmiştir.”

Hiç bir kulunun ibadetine ihtiyacı olmayan Allah (c.c.), iman eden kullarını ödüllendirmek için, emirlerini yapmayı, yasakladığı şeylerden sakınmayı sebep kıldığından dolayı örtünmek emri, kadınlarımıza Allahu Teala’nın bir lutfudur. Hem kadınlar bu örtünme sebebi ile erkeklerin rahatsız edici bakışlarından korunmuş oluyorlar ve gözlerini bu gibi görüntülerden korumaya çalışan mü’min erkeklerin de gönül safiyetlerinin bozulmamasına yardımcı oluyorlar. Dünya da bulunan her şey gelip geçici olduğu gibi kadınların güzellikleri de geçicidir. Her kadın belli bir yaşı geçmeye başladımı, güzelliği de değişmeye başlar. İşte bu durumda da örtünmek, kadının manevi güzelliğini ön plana çıkarır. Tabi gerçek örtünme, Allah rızası için yapılıyorsa, örtünme sayılır.
Şimdi televizyonlarda, şurada, burada milletin karşısına çıkan birileri çıplaklığını, çağdaşlıkla bağdaştırmaya çalışıyor ve bunu bir üstünlük sebebiymiş gibi “Ben çağdaş bir kadınım, bundan dolayı çıplaklığım benim çağdaşlığımı simgeliyor” diyerek kendini ön plana çıkarmaya çalışıyor. Çıplaklık çağdaşlıksa Afrika’da, Amerika’da,  Avsturalya’da yaşayan, anadan doğma çıplak dolaşan, yamyam orman adamları ve kadınları nedir? Bunlardan insan eti yiyenler dahi bulunmaktadır. Şimdi bunlar, yarı çıplak gezinen içimizdeki çağdaş kadından daha mı çağdaş oluyorlar?

“Bu çağdaşlık yüksek tahsil ve kültürden kaynaklanıyor.” denilirse… Bunun cevabı şudur: Bu doğru değidir. Çünkü çıplaklık tahsil ve kültürle bağlantılı olsaydı, yukarıda verdiğimiz örnekteki Afrikalı yamyamların herkesten çağdaş ve medeni olması gerekirdi. Demek ki bu iş tahsille alakalı değil, ahlakla alakalıdır. Bu kimseler emanet bedenlerinin Allah’ın bir emaneti olduğunun bilincinde değillerdir. Bu gibilerin tahsillerinide pek önemsememeli. Çünkü bir kaç Yunan felsefesi ve mitolojisi okumakla, bir de bir kimsenin kendi mesleğinin yüksek tahsilini yapması ile, gerçek manada çağdaş sayılması olası değildir. Hakikat şu ki; Allah’a iman edenler çağdaş değil, çağlar üstü olmalıdır. Çünkü bugün yeni sayılan her çağ, yarının eskisidir. Eskimeyen çağlar, ancak esenlik, huzur, mutluluk ve sevgi yurdu olan cennetlerdedir.

Vesselam.  Şubat 1, 2012 -  Yazar: 0 | SOHBETLER

Kaynak:www.islam dergisi.com

Bu haber 164 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Dini Konular ve Fıkıh Köşesi

Nazar Değmesi Ve Nazar Boncuğu

Nazar Değmesi Ve Nazar Boncuğu Yazar: Abdullah Bekir

Tevbesi Kabul Edilmeyenler

Tevbesi Kabul Edilmeyenler Yazar: Abdullah Bekir
YAZARLAR
Şevket B.Büyük Şevket B.Büyük
“Başıboş” / (Necip Fazıl Kısakürek)
Lütfi Caner Lütfi Caner
PÜTÜRGE HALKI BÜYÜK HARİTAYI GÖRDÜ
Ali Yiğit Ali Yiğit
CUMHURBAŞKANI KİM OLACAK...
Ziya Gündüz Ziya Gündüz
İSLAM YOK, BİRÇOK İSLAM VAR !
Nilüfer Aktaş Nilüfer Aktaş
İMBİKTEN sızANLARMIŞ
Esra Erat Esra Erat
Kur'an'ın Çizdiği Sınırlar Hayatımızı Güzelleştirir
Levent Köksal Levent Köksal
ALTIN GOL
Sema Maraşlı Sema Maraşlı
Çiğ Gelip Çiğ Gitmek
Raziye Sağlam Raziye Sağlam
SEVDA'NIN HİKÂYESİ
Necip Cengil Necip Cengil
SEÇİMLER
Hakkı Yiğit Hakkı Yiğit
DÜNYA NECAŞİ’LERE GEBE
Ramazan Keskin Ramazan Keskin
17 YIL SONRA 28 ŞUBAT...
Aslan Tektaş Aslan Tektaş
Darende ortak akıl heyeti
Alişan Hayırlı Alişan Hayırlı
Hangi Ahmet?
Mehmet Çelen Mehmet Çelen
Hüseyin Hocam/Hafız Hüseyin
R. Agah Çelebi R. Agah Çelebi
ÖLÜRMÜSÜN ÖLDÜRÜR MÜSÜN?

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

MALATYA'NIN SESİ www.meydan44.com 2011-2013
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi