www.meydan44.com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE KÜNYE İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
SEYİT BATTAL GAZİ

SEYİT BATTAL GAZİ

Tarih 15 Temmuz 2013, 22:31 Editör editör

Seyit Battalgazi: 680'de Malatya'da doğmuş, 740'da Eskişehir'de vefat etmiştir.

Battal Gazi , Arap-Emevi yönetiminin 8. yüzyılda Bizans'a karşı yürüttüğü savaşlarda ünlemiş Arap-İslam Devleti'nin komutanlarındandır. Yaşamı destanlaşmıştır. Arap ve Türk destansal halk romanlarının kahramanı olmuştur. Türkler arasında "Battal Gazi", "Seyyid Battal" ve "Seyyid Battal Gazi" adlarıyla bilinir. "Hüseyin Gazi"nin oğludur. Annesi "Saide Hatun"dur. Eşi amcasının kızı "Zeynep Hanım"dır. Annesi, eşi ve iki oğlunun mezarları eski Malatya'dadır. İmam Hüseyin'in soyundan geldiği ve "Seyyid" olduğu savunulmaktadır. Battal Gazi'nin tüm yaşamı Anadolu'da geçmiştir. Anadolulu'dur. Bu nedenle ulusal bir Türk kahramanı kimliği sergiler. 680'de Malatya'da doğmuş, 740'da Eskişehir'de antik dönemde "Nakoleia", Bizans döneminde "Mesiha", Türklerin yerleştiği dönemlerde "Türkmen Köyü" adlarını taşıyan bugünkü Seyidgazi İlçesi'nde ölmüş ve buradaki "Üçler Tepesi" denilen yere defin edilmiştir. Mezarını, I. Alaeddin Keykubat'ın annesi Ümmühan Sultan keşfetmiş ve buraya türbesi yaptırılmıştır. Türbe, giderek bir külliyeye dönüşmüştür. Malatya, Kayseri ve Eskişehir'de makamları vardır. Tarihsel kişiliği konusunda değişik görüşler vardır. Kaynaklar onu farklı adlarla ve farklı biçimlerde anarlar. 

 
Battal Gazi'nin Kökeni, Soyu, Memleketi ve Yaşadığı Dönem: 
 
 
Battal Gazi'nin kökeni, soyu ve doğum-ölüm yerleri ile yılları tartışmalıdır. Ebü'l Muhasin ve İbnü'l Esir'e göre Battal Gazi "Antakyalı", Sibt'e göre ise "Şamlı (Dımışk)"dır. Arap kökenlidir. İbnü'l Asakir'e göre, Emeviler'in özgürlüğünü verdikleri bir köledir. Yani İranlı, Türk gibi Arap olmayan topluluklardan devlet hizmetine alınan "mevaliler"dendir ve Arap soylarından değildir . İbnü'l Asakir'in bu kaydı Battal Gazi'nin soyunun belirlenmesi konusunda çok önemlidir. Bu görüş de yine Ortaçağ'ın önemli tarihçilerinden İbnü'l Esir'den kaynaklanmaktadır. İbnü'l Esir Battal Gazi'nin soy olarak Arap olmayıp, Emevilere bağlanmış azatlı bir mevali (köle) ailesinden geldiğini yazar. Bu görüşü Prof. A. Y. Ocak Diyanet Vakfı'nın yayınladığı İslam Ansiklopedisi'ndeki yazısında destekler. Kimi kaynaklarda Malatya'da doğduğu belirtilir. Ama eğer 740'larda Emeviler döneminde öldüyse Malatyalı oluşu kuşkulu olmalıdır. Çünkü, Emeviler döneminde bu yörelere bir Arap yerleşimi olmamıştır. Köprülü de Malatya doğumlu oluşuna kuşkuyla bakmaktadır. Oysa, Evliya Çelebi, Jacop ve Hammer "Arap seyyidi" Battal Gazi'nin doğum yerinin Malatya olduğunu yazarlar . Ahmet Rıfat, Battal Gazi'nin "Antakyalı bir Arap emiri" olduğunu ve Melik Hişam döneminde Anadolu'ya akınlar düzenlediğini belirtir. "Tarih-i Dımaşk"ta Battal Gazi'nin Antakya'da oturduğunu, Mervanoğlu Abdülmelik tarafından Şam ve Cezirelilerin reisliğiyle görevlendirildiğini yazar. Tarihçi Hüseyin Hüsametin, Hüseyin soyundan gösterilmesini, Emevilerin Hz. Hüseyin evlatlarına görev ve yetki vermeyecekleri düşüncesiyle inandırıcı bulmaz. A. Gölpınarlı ve A. Y. Ocak Ali soyundan gösterilme gibi "nesep sahiplenme" olaylarının temelinde "menkıbevi halk kültürünün" etkisi olduğunu, yoksa bu durumun etnik bakımdan pek bir değer taşımadığını belirtirler ve Battal Gazi'nin Arap soyundan gösterilmesine kuşkuyla yaklaşırlar. 
 
Battal Gazi'nin Türk kökenliliğini düşünenler de vardır. Mehmet Önder kaynak göstermeden bu savı savunur. Ona göre, Battal Gazi Hz. Ali soyundan Malatyalı Emir Hüseyin Gazi'nin oğludur ve "Horasanlı bir Türk"tür. Battal Gazi'ye ilişkin nesepname/ şecerelerin hepsi onu Hz. Hüseyin-Hz. Ali yoluyla Hz. Muhammed'e kadar ulaştırırlar. Bu durum doğallıkla onu Arap kökene bağlar. Ne var ki, bu bağlılık bir yerde inançtan doğan bir geleneğin ifadesidir. Çoğu kez etniksel olarak bir değer taşımaz. Battal Gazi'nin Arap olmadığı düşüncesinde olan yazarlar da genellikle bağlantının bu yanını bilerek kuşkuya düşmüş ve Battal Gazi'ye başka kökenler aramışlardır. Halepli Mehmet İbni Ali Azimi'nin eserinde Battal Gazi'yi "Mesleme'nin kölesi" olarak belirtmesi Prof. Mükrimin Halil Yınanç, Muhittin Aslanbay ve İ. Alaeddin Gövsa gibi tarihçi ve edebiyat tarihçilerini Battal Gazi'nin "Türk olduğu" düşüncesine götürmüştür. Battal Gazi'nin "Türklerin bir ulusal kahramanı" olduğu, "Anadolu'da bir halk kahramanı" olarak ortaya çıktığı ve "Türk oluşunda kuşku duyulamayacağı" savunulmuştur. Bilindiği gibi, Hazar Türkleri Emevi topraklarında faaliyet sürdürmüşlerdir. İslamiyeti kabul etmiş birçok Türk-Emevi yönetiminde Hıristiyanlarla savaşmışlardır. Araştırmacıların genel kanısına göre, Battal Gazi de Emevi yönetimine girmiş ve bu savaşlarda ünlenmiş bir Türk kahramanıdır. Taberi ve daha birçok kaynağın gösterdiği gibi, Battal Gazi VIII. yüzyılda Emeviler döneminde yaşamıştır. Gerçeğe yakın bilgi budur. Taberi ve İbnü'l Kesir ölüm tarihi olarak 740 yılını verirler. Eskişehir'in güneybatısında Seyitgazi kasabasının bulunduğu antik Akroinon yöresindeki bir savaşta şehid olmuştur. Mezarı ve türbesi bugün buradadır. Yani Seyitgazi ilçesindedir. Afyonkarahisar'daki Akronion'da öldüğü düşüncesi ise, Battal Gazi menkıbelerinin bir Afyonkarahisar uyarlaması/ türevi/ versiyonudur. Battal Gazi Anadolu Türkleri arasında sevilip sayılmış, gazi-veli/ alperen kimliğiyle yüceltilmiştir. Giderek Emevi komutanı Battal Gazi yerini, heterodoks Türk toplulukları arasında Hz. Ali soyundan gelen Seyyid Battal Gazi'ye bırakmıştır. Emevilerle bağı ve -varsa Araplığı- unutulmuş, Türkleşmiştir. Alevi toplulukları onu "büyük evliya"dan saymış ve "pirleri" olarak görmüşlerdir. Battal Gazi'nin yaşamöyküsü olan "Battalname" Osmanlı vakanamelerine de malzeme olmuştur. Müneccimbaşı, Gelibolulu Mustafa Ali, Fındıklı Süleyman Efendi gibi tarihçiler ve Evliya Çelebi gibi yazarlar Battal Gazi söylencelerini tarihsel olaylarmış gibi kullanmışlardır. Taberi'nin tarihini Türkçe’ye çeviren Osmanlı yazarları, aslında olmamasına karşın Türkçe çevirisine bol bol Battal Gazi menkıbeleri katmışlardır. Bu durumlar Battal Gazi'nin Türkleşmesinde ve bir Türk kahramanı, alpereni görülmesinde önemli rol oynamıştır. Doç. Yağmur Say'ın bu oluşumu betimlemesi konunun özünü yansıtması açısından ilginçtir. 
 
 
 
"Battal Gazi, Arap tarihi ve edebi eserlerinde de çizilen bir tipoloji olsa da, Türk kültürünün Arap edebi eserlerinden bu tipolojiyi almış olması, Türk kültürünün devingen yapısından kaynaklanmaktadır. Türk'e ait tarihi ve edebi eserlerinde ve yaşayan kültüründe Battal Gazi, Anadolu Türk halkının ideal bir kimliğidir. Onu gerçek tarihsel kimliğinden ve tarihsel kayıtlardan çok, Anadolu kültürü karakterize etmektedir" . 
 
Araştırmacı Harun Tolasa Battal Gazi'nin bir Arap komutanı, yahut Araplar arasında yetişmiş ve giderek Araplaşmış bir İslam komutanı olduğu kanısındadır. Türk sayılmasındaki nedenin, Türk halkının hayal ve hatırasında yalnızca destansal-menkıbevi açıdan yaşayan bir kişilik olmasından kaynaklandığını belirtir. Ayrıca onun soyca Türk olmadığının kesin olduğunu belirtir. Oysa A. A. Vasiliev, onun bir "İslam şampiyonu" olmasının yanı sıra, "ulusal bir Türk kahramanı" olduğunu saptar. Mehmet Önder, Battal Gazi'nin "Horasanlı bir Türk olduğu" kanısındadır. Bu görüşe Vehbi Cem Aşkun da katılır. Türklerle Emevilerin yaptıkları savaşların birinde Emevilere tutsak düşen bir Horasanlı Türk olabileceğini olası görür. Battal Gazi olayını işleyen Mehmet Şimşir'le Yaşar Candemir farklı bir görüş ileri sürerler. Onlara göre Battal Gazi soyca Türktür. Yalnız, "Araplaşmış Türklerden"dir. Yani "Müsta'rip"tir. Sonradan Araplaşmıştır. Süleyman Ansoy da bu görüşe katılır. Battal Gazi'nin sonradan Araplaştığı (müsta'rip), soyunun Türk olduğu, kökeninin Hz. Muhammed'e kadar dayandırılmasının o dönemlerin "Arap ve Acem kültürü takınma modası"nın bir gereği olduğunu, "seyyidlik"in bir soyluluk sanı olarak kullanıldığını belirtirler . 
 
 
 
Seyyid Battal Gazi ve Külliyesi üzerine derli-toplu bir araştırma yapan İlyas Küçükcan Battal Gazi'nin "Türk olduğu" ve "Anadolu'nun Türkleşmesi gibi bir misyonla yükümlülüğü" savını tarihsel dayanaktan yosun bulur. Yalnız, Müslümanlığı kabul etmiş kimi Türk gruplarının Arapların Anadolu seferlerine ve İstanbul kuşatmalarına katıldığı, Battal Gazi'nin de bunlardan biri olabileceğini olası bulur. Anadolu Selçuklularının yerleşme siyasetleri içerisinde tarihsel bir işlev yüklenen "Seyyid Battal Gazi Destanı"nın Küçük Asya'da, yani Anadolu'da Türkmenlerin ulusal destanı haline geldiğini de belirterek bir gerçek olguyu dile getirmiş olur . 
 
 
Araştırmacı Gülağ Öz. İmam Hüseyin soyundan ve "seyyid" olan Battal Gazi'nin "düşmanlarının ordusunda yiğitçe çarpışan bir kahraman" olmasını mantıksal bulmaz. Yani onu Emevilerin safında bir asker olarak düşünemez. Bu nedenle Emevi-Arap olma olasılığını kesinlikle yadsır. Varlığını Anadolu'da ortaya koymasını gerekçe göstererek, onun Anadolulu ve Türk olduğu görüşündedir. Türbesinin yeri, yaşadığı dönem ve Malatya, Kayseri, Eskişehir'de mekanları türbesi, makamlarının olması, buraların da Anadolu'da olduğuna göre; Battal Gazi'nin Hacı Bektaş sonrası dönemde ya da o döneme denk bir zamanda yaşamış olduğunu savunuyor. Battal Gazi'nin Anadoluluğu ve Türklüğü, Türk ulusal kahraman kişiliğinin varlığı, "seyyidliği" nedeniyle Emevi siyasetine hizmet etmeyeceği ortadadır ve bana da mantıksal gelmemektedir. Yalnız Hacı Bektaş döneminde yaşadığı savı tarihsel verilere uygun düşmemektedir. Bir kere Hacı Bektaş'ın "Vilayetnamesi" bile Seyyidgazi'nin türbe ve tekkesinden söz eder ve Hacı Bektaş müritleriyle birlikte Kurban Bayramı'nı sürekli bu tekkede geçirdiğini belirtir. Bu durum da, Seyyid Battal Gazi'nin Hacı Bektaş öncesi bir dönemde yaşadığının bir belirtisidir. 
 
 
 
Taberi ve Evliya Çelebi gibi yazarlar Battal Gazi'nin IX. yüzyılda Abbasiler döneminde, Harun Reşit'in yönetimi sırasında yaşadığını yazarlar. Bu durum, "Battalname"nin etkisinden kaynaklanmış olmalıdır. A. Yaşar Ocak, Battal Gazi'nin Emeviler döneminde, VIII. yüzyılda yaşadığını kabul etmenin daha tarihsel verilere denk düştüğünü belirtir. 
 
Battal Gazi'nin yaşadığı dönem katıldığı Bizans/Anadolu seferlerine dayanılarak saptanılmaktadır. Taberi, İbnü'l Arabi ve Theophanes'e göre Battal Gazi Maslama'nın 717-718 yıllarında yapılan Bizans kuşatmasında bulunmuştur. 717-740 yılları arasındaki Anadolu seferlerine katılmıştır. İbnü'l Kasir'e göre Abdülmelik bin Mervan döneminde (685-705) Misis'e vali olarak atanmıştır. Bu bilgi doğru ise Battal Gazi'nin oldukça gençlik yıllarında, Abdülmelik'in ise döneminin sonlarında yapılan bir atama olmalıdır. Yine Taberi, İbnü'l Esir, İbn Kasır ve Theophanes'e göre Battal Gazi Afyonkarahisar yakınlarındaki Akroinon'da 740 yılında yapılan savaşta öldürülmüştür. Bu Battal Gazi söylencesinin (efsanesinin) Afyon varyantıdır. Bu varyanta göre Battal Gazi Afyon'daki Akrenion çarpışmasında Bizans İmparatoru III. Neon'a yaralı olarak tutsak düşer. İmparator onu tanır ve tedavi ettirir. Dönüş yolu üzerinde bugünkü Seyitgazi'ye geldiğinde ölür ve vasiyeti üzerine günümüzde külliyesinin yer aldığı Üçler Tepesi'ne defnedilir . Diğer varyanta göre ise Battal Gazi Eskişehir'deki Akrean çarpışmasında şehid edilmiştir. Mezan bugünkü Seyidgazi ilçesindedir. Yalnız şu bir gerçek ki, Battal Gazi tarihsel verilerin belirttiğine göre 680- 740 yılları arasında yaşamıştır. Doğum yeri Malatya, ölüm yeri ise Eskişehir'in Seyitgazi ilçesidir. 
 
Battal Gazi'nin Arap ve Türk kaynaklarında söylencesel (menkıbevi) bir kişiliği vardır. Battal'a ilişkin bilgilerde çoğu kez gerçekle hayal karışmıştır. Taberi, İbnü'l Arabi ve Karamani gibi yazarlarda bu özellik çarpıcı bir biçimde görülür. Osmanlı tarihlerinde de Battal Gazi'nin tarihsel kişiliğinden çok, söylencesel kişiliği yer alır. Müneccimbaşı, Gelibolulu Ali, Katip Çelebi ve Evliya Çelebi'lerin anlatımlarında bu özellik ön plandadır. Bu nedenle Battal Gazi'ye ilişkin tarihsel olaylar karıştırılmış, birçok yanlışa düşülmüştür. 
 
 
 
Battal Gazi, Arap ve Türk edebiyatında yer alır. Bu alanda iki önemli ürün vardır. Biri Arapça "Delhemma/Zelhimme", ikincisi ise bir Battal romanı olan Türkçe "Battalname"dir. Delhemma, Battal Gazi'nin yaşadığı dönemden sonraki dönemleri işler. Bununla birlikte çeşitli söylenceler, efsaneler, destan ve masal öğeleri bu yapıtta üst üste gelmiştir. Türkçe Battal romanı olan Battalname'de Battal Gazi'nin söylenceleri, mensur ve manzum olarak tarihsel-menkıbevi roman durumuna sokulmuştur. Battal romanı daha çok Arapça'dan Türkçe'ye çevrilmiş veya Arapça'daki bu tür öyküsel yapıtları örnek almış ürünlerdir. Bu yapıt, XII. yüzyılda doğmuştur. IX. yüzyıldaki Arap-Bizans mücadelelerinin anılarını yansıtır. Coğrafik alan, Malatya ve dolaylandır. Battal Gazi'nin söylencesel (menkıbevi) kişiliği Anadolu'da Türkler arasında kendini bulmuştur. Türk/ Türkmenler bu savaşçıyı gerçek kimliğinden çıkararak klasik bir Türk "alp tipi"ne dönüştürmüşlerdir. "Battalname"yi XI.-XIII. yüzyıllar arasında bu anlayışa göre yeniden yorumlayarak oluşturmuşlardır. Battal Gazi'nin yaşamı bu süreç içerisinde katıksız bir Anadolu destanı olarak ortaya çıkmıştır. Destanın Türkçeleştirilmiş biçiminde Danişmend ailesi Battal Gazi'ye kadar götürülmüş, akraba kılınmıştır. Belki de bu bağ soydan çok, bir inanç bağını yansıtır. Battal Gazi, Türklerin yarattığı bu destanlarda "gazi-veli (alp-eren)" olmuştur. Hele "Danişmendname"de özellikle tam bir Türkleşme vardır. "Danişmendname" katıksız bir Anadolu destanı olarak ortaya çıkar. Bu etkinlik sonucunda Seyyid Battal Gazi Anadolu'daki tüm Horasan erenlerinin, Rum (Anadolu) Abdallarının, Kalenderilerin, Haydarilerin, Melamilerin, Babailerin, Ahilerin, Bektaşilerin, Alevilerin; Işıkların, Torlakların ve Yeniçerilerin ortak "piri" olacaktır .Kalenderiler birçok tekkeleri olmasına karşın, "üstün tuttukları" Seyyid Gazi Zaviyesi'nde her cuma toplanarak ayin (cem) yaparlar . Rum Abdalları, Seyyid Battal Gazi'yi "pir" olarak tanırlar ve kendilerini "Seydi Gazi yetimleri" olarak nitelerler . Seyyidgazi Zaviyesi, Osmanlılar döneminde Kalenderiliğin merkezidir. Şeyhi, bütün Kalenderi şeyhlerinden Kalenderilerce üstün tutulur ve "Azam Baba" adıyla adlandırılır . 
 
 
Battal Gazi'nin öykü ve söylenceleri Hz. Ali, oğulları ve diğer İslam kahramanlarıyla birlikte Türkiye dışındaki Türk ülkelerinde de yayılmıştır. Bu tür kahramanlık destanları bir yerde bağımsızlığını koruyamamış Türk yörelerinde ulusal benliğin canlı tutulmasında temel öğe olmuştur. Seyyit Battal Gazi'nin menkıbeleri Kazan'da 1888'de kitap olarak yayınlanmıştır. Doğu Türkistanlılar Aksu'da Battal Gazi'nin mezarının olduğunu kabul ederek onu kendilerinden görmüş ve benimsemişlerdir . Bir söylence, Battal Gazi'nin 701'de Medine'de ölen ve Bakı'da defin edilen Muhammedü'l-Hanife'nin dördüncü torunu İmam Abdu'r Rahman Alevi olduğunu belirtir . Tarihsel kimliğiyle söylencelere dayanan edebi ve efsanevi kimliği birbirine karışan Battal Gazi'nin Anadolu'da gerçek tarihsel kişiliğine karşın, efsanevi kişiliği daha etkinlik kurmuştur. Battal Gazi, Endülüs'ten Ortaasya'ya dek bütün İslam uluslarının ortak malı olmuştur.Bu nedenlerle olacak ki, XX. yüzyılın başlarında dahi Türkistan'dan gelen ziyaretçiler Seyyid Battal Gazi Dergâhı'nı ziyaret edeceklerdir . 
 
Gerek gerçek yaşantısında, gerek söylenceleşmiş kişiliğinde, gerekse edebiyata mal olmuş kişiliğinde Battal Gazi'nin belirgin bir kimliği ve kişiliği doğmuştur. Toplumbilimcilerin "model şahsiyet" dedikleri bu kişilik belirginleşmesi Battal Gazi'de şöyle ortaya çıkar: Bilgililik, yiğitlik, merhametlilik, kahramanlık, cesaretlilik, güçlülük, kurnazlık (uzak görüşlülük), dürüstlük, zekilik ve ödün vermemezlik... İşte Battal Gazi'nin kişiliğinin belirgin özellikleri bunlardır .

Bu haber 430 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Malatya Hakkın da Genel Bilgiler

Malatya'da Yıllar Boyu Yaşam Süreci

Malatya'da Yıllar Boyu Yaşam Süreci Gelişen Sosyo-Ekonomik Yapısı ile Büyükşehir Malatya

Medeniyetlerin Buluştuğu Şehir Malatya

Medeniyetlerin Buluştuğu Şehir Malatya Tarihten Günümüze Malatya:
YAZARLAR
Lütfi Caner Lütfi Caner
ACABA KİME OY VERSEM? ( 1 )
Ali Yiğit Ali Yiğit
NEDEN TAYYİB ERDOĞAN...
Hakkı Yiğit Hakkı Yiğit
CİNNET HALİ
Tülay D.Koyuncu Tülay D.Koyuncu
AİLE DE EVLATLAR ARASİ İLK İLETİŞİM
Şevket B.Büyük Şevket B.Büyük
Fethi Gemuhluoğlu Kültür Sanat Akademisi
Ziya Gündüz Ziya Gündüz
İKTİBAS / OKUNMASI GEREKEN BİR YAZI
Necip Cengil Necip Cengil
MADENDE YÜREK YARASI
Nilüfer Aktaş Nilüfer Aktaş
İSTANBUL’A DEĞEN MAVİ KUCAK
Sema Maraşlı Sema Maraşlı
Eşi Şımartmak
Raziye Sağlam Raziye Sağlam
HIZIR GİBİ
Aslan Tektaş Aslan Tektaş
Güzel başlangıçlar zamanı
Esra Erat Esra Erat
Kur'an'ın Çizdiği Sınırlar Hayatımızı Güzelleştirir
Levent Köksal Levent Köksal
ALTIN GOL
Ramazan Keskin Ramazan Keskin
17 YIL SONRA 28 ŞUBAT...
Alişan Hayırlı Alişan Hayırlı
Hangi Ahmet?
Mehmet Çelen Mehmet Çelen
Hüseyin Hocam/Hafız Hüseyin
R. Agah Çelebi R. Agah Çelebi
ÖLÜRMÜSÜN ÖLDÜRÜR MÜSÜN?

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

MALATYA'NIN SESİ www.meydan44.com 2011-2013
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi